Bel Fıtığı

Klasik teknikten farklı olarak, doku hasarını en aza indirmeyi ve ameliyat sonrası oluşabilen bağ dokusu gelişimini azaltmayı amaçlayan “Sarı bağı koruyan mikrodiskektomi tekniği” ile, 23 yılda üç bini aşkın hasta ameliyat ettim. Bu tekniğin sonuçlarını hem ileriye hem de geriye dönük incelediğimizde, bu tip cerrahideki amaçlara ideale yakın ulaştığımızı gördük.

  • Hastalar daha erken günlük yaşamlarına dönüp ekonomiye katkı sağladılar.
  • Bu teknikle ameliyat olan hastalarımızda tekrarlayan fıtıklanmaya daha az rastladık (%1,5).
  • Fıtığı tekrar etmiş hastaları ikinci kez ameliyat ettiğimizde, klasik yöntemle ameliyat olmuşlara göre daha az nedbe dokusu geliştiğinden, sinirleri koruyan sarı bağın verdiği güvenle daha kolay cerrahi uyguladık.
  • Nüks etmiş hastalarımız da da aynı sonuçları elde ettik.

Bel fıtığı nasıl oluşur?

Bir organın kendi sınırlarını aşıp, komşu organın alanına doğru yer değiştirmesi olayı tıpta genel anlamda ‘fıtık’ olarak adlandırılır. Omurgalarınızı birbirine bağlayan, sağlam bağ dokusundan yapılmış kasnak şeklindeki tıbbi adıyla “anulus” denen yapı içerisinde kendine özel bir çekirdek bulundurur. Bu çekirdek iç yapısında hem birbirine sıkıca yapışıktır, hem de üst ve alt omurganın kıkırdak kaplı yüzeyine yapışıktır. Bu yapısıyla hem omurgalar arası eklemlerin en önemli ön bölümünü oluşturur, hem de omurganın maruz kaldığı yüklenme kuvvetlerinin eşit olarak dağılmasını ve emilerek zarar verici düzeye ulaşmamasını sağlar. Doğal olarak etkilendiği bu kuvvetlere dayanmasının bir sınırı vardır, bu sınır aşıldığında hem çekirdek iç yapısında, hem de etrafındaki kasnakta yırtılmalar oluşur. Kuvvetleri eşit olarak emme özelliği kaybolur, çekirdek içinde yırtılma sonucu oluşan parçalar zayıflamış kasnağın dışarı doğru esnemesiyle, yer değiştirir, yani “fıtık”lanarak, komşusu sinire baskı yapar.

Dr. Yunus Aydın’ın bel fıtığında uyguladığı teknik nedir?

1990 yılında ameliyat mikroskobunu bel fıtığı hastalarında kullanmaya başlayıp, o zaman Zürich’te yanında kaldığım , hepimizin gurur kaynağı, hocamız, Prof. Dr. M Gazi Yaşargil’in bu konudaki videolarını da seyrettikten sonra, bu konuda kendime has değişiklikler yaptım.

Klasik teknikten farklı olarak “ligamentum flavum” denen, omurgamızın arka elemanlarını bağlayan yapıyı, ameliyat sırasında korudum, çıkarmadım. Sinire ait yan girintisi normal olanlarda bu yapının sadece üst omurga bağlantısını ayırarak ve omurilik zarı üzerindeki yağlı dokuyu korumaya dikkat ederek, yani normal anatomiye en az zararı vererek, mikrodiskektomi tekniği geliştirdim.

Bunu yapabilmek için yabancı menşeli pahalı otomatik ekartör cihazı yerine 1,5 cm lik yaradan çalışma imkanı veren, eski teknikte kullanılan Taylor ekartör ünün enini tornacıda daraltarak “mini Taylor ekartörü” yaptırdım, ekartörün eni giderek daraldı ve bir cm ye indi. Elbette bu bilgi daha çok beyin cerrahi uzmanlarını ilgilendiriyor, ama ayrıca bir hikayesi olduğu da unutulmamalı.  Mesela yerli üreticiler benim geliştirdiğim bu seti imal edip ucuz fiyatla  ihtiyaç sahiplerine sattılar, onlar para, memleket döviz kazandı.

Özet olarak bir buçuk santimetrelik delikten girerek fıtıklanmış diski temizledikten üç saat sonra hastayı yürütüyor ve beş saat sonra da evine gönderiyorum.

Ülkemizde disk ameliyatlarında mikroskop kullanmaya ilk başlayanlardan biri olarak , her yenilikte olduğu gibi başlangıçta meslektaşlardan eleştiriler aldım. Senin gözlerin iyi görmüyor mu dediler. Bu eleştiri sadece ülkemizdeki meslektaşlara ait değildir. Amerika da anlı şanlı beyin cerrahları, anlı şanlı dergi ve kitaplarda mikroskobun aleyhine yazılar yazdılar. Neyse ki bugün “mikrodiskektomi ” bel ve boyun fıtığı ameliyatı için “altın standart” hale gelmiştir. 24 Yıldır uyguladığımız tekniğin geç sonuçları, eski çıplak göz ameliyatlarına göre, hem hasta memnuniyeti, hem de görüntüleme yöntemlerine yansıyan ve daha az doku hasarına neden olduğunu gösteren bulgularla, üstünlüğünü ispat etmiştir. Bağımsız, tarafsız gözle bakanlar bunun hakkını tesbit eder. Bu arada ameliyat olmuş hastaların MR’larına rapor yazan radyoloji uzmanları için ameliyat edilen yeri saptamakta güçlükler olmakta bazen ameliyat olmuş hastaya, olmamış gibi raporlar vermektedirler. Bu sıkıntı tabii ki hastalar için lehte , akademik olarak doktor için aleyhte masum bir sonuçtur.

Bel fıtığından nasıl korunabiliriz ?

  • Kilo kontrolü
  • Karın ve Sırt adalelerini güçlü tutmak ( egzersiz , yüzme, pilates, bisiklete binme)
  • Ağır kaldırmamak, kaldırırken kurallara uymak
  • Bele dost olmayan sporlardan kaçınmak ( futbol, tenis, kayak , skuaş, basketbol vs.)

Bel fıtığında endoskopik cerrahi sonuç verir mi?

Bir cm’lik delikten çalışma imkanı vermekle avantajlı gibi gözükse de sadece dışarı çıkan parçayı aldığından ileride yeniden fıtığın nüks etme ihtimali yüksektir. Bu tekniğin savunucuları, disk cerrahisi ile diş tedavisi arasında paralellik kurup, gerektiğinde tekrar cerrahi yapılabileceğini savunurlar.

Bizim uyguladığımız mikrocerrahi yöntemine üstünlüğü yoktur, mikroskop ile üç boyutlu görüntü ile çalışılması da mikrocerrahi yöntemini üstün kılar.

Bel fıtığı tedavisinde omurgalara vida ve metal çubuk takviyesi

Omurga eklemlerinin hareketini yok ettiğinden ileride “komşu mesafe hastalığı”na yol açar, doğaya aykırıdır. Nüks fıtık olmasın diye tercih edilir, ama uzun dönemde kendi içinde sorunlar taşır. Tercih etmediğimiz bir yöntemdir.

Bel Fıtığı tedavi edilmezse ne olur?

Fıtığın bası yaptığı sinirin görevini yapamaması, ayak bileği veya diz de güçsüzlüğe, yürürken topallamaya neden olur. Çok nadiren fıtıklanma ani ve büyük olursa kanaldaki bütün sinirler zarar görür ve idrar kontrolü bozulur, dizler altında iki yanlı ağır güçsüzlükler gelişir. Acil ameliyatı gerektirir bir durumdur.

Omurga eklemleri arasındaki düzenin bozulması , diğer eklemlerimizden farklı olarak komşu sinirin hasar görmesi nedeniyle , insanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Örneğin diz eklemi hasta olursa, ağrı duyarız, ama bu ağrı dizimizde sınırlıdır, diz eklemi komşuluğunda etkilenebilecek hayati organ yoktur. Özellikle yaşandığımızda hayat kalitemizi en fazla etkileyen eklem hastalığı omurgamızdakilere aittir.

Ameliyattan üç saat sonra normal beslenen hasta yürütülebilir. Beş saat sonra hasta evine gidebilir. Iki gün sonra bana yapar. 15 gün süre ile ihtiyaçlar için her seferinde 20 dakikadan fazla oturmaz. 15 günden sonra normal hayatına dönebilir.

Bel fıtığı ameliyatı sonrası iyileşme süreci nasıl seyreder?

Sadece omurgalar arasındaki diskin sınırlı bir alanda yakılarak basıncın düşürülmesini amaçlar. Avantajı lokal anestezi ile yapılabilir, kesi küçüktür. Dezavantajı, iyileştirme oranı düşüktür, yatak istirahati ile düzelebilecek orta düzeyli fıtıklanmalara uygulanabilir. Mutlak ameliyat gerektiren ileri olgularda bu metod yetersiz kalır.

Lazer veya radyodrekans ile kısmi disk ameliyatı hangi durumlarda tavsiye edilir?

Nörolojik kaybı olmayan, yatak istirahati yapmaya sabrı ve zamanı olmayanlar için bir alternatiftir.  Hararetle tavsiye etmem.  Sinir hasarı olanlarda yapılması mahsurludur. Ağrı duymamız siniri koruyan refleks mekanizma sonucudur. Eziyet çekmemiz için değil sinirin derdime çare bulmamız için düzenlenmiş koruyucu refleksimizdir. Ağrıya yol açan nedeni ortadan kaldırmadan ağrıyı ilaçla gidermek tedavi etmek demek değildir. Özellikle sinirinde kayıp olanlar epidural uyuşturma ve kortizon yaptırmış sa sorunlu sinirin görevli olduğu adale gurubunun sık sık muayenesi yapılmalı, güç kaybında kötüye gidiş varsa ağrı düzeyine bakmaksızın ameliyat yapılmalıdır.

Bel fıtığı tedavisinde epidural enjeksiyon yöntemi nedir?

Bel Fıtığı orta düzeyin altında olanlar için en ucuz ve etkin tedavi, tuvalet ve yemek dışında kalmadan yapılan sıkı yatak istirahatidir. Bel fıtığı hastasında  fıtık seviyesi üstündeki vücut Ağırlığı ayakta dururken ve otururken fıtıklanmayı arttıran , sinir üzerine bası yaparak daha çok hasara yol açar. Örnek verirsek 80 kiloluk bir hastada 45-50 kilo yük hasta diske baskı yapar. Yatak istirahati diski bu ağırlıktan kurtardığı için disk rahatlar, sinire bası azalır. Bir süre sonra parça sinirden uzaklaşır ve hastanın yakınmaları geçer.

Bel fıtığında yatak istirahati işe yarar mı?

Bel fıtığının düzeyine göre belirtiler değişir. Başlangıçta zayıflayıp incelen kasnak basınca maruz kaldığında içindeki ağrı algılayıcı sinirlerin uyarılmasıyla bel ağrısına neden olur. Bu aşamada kasnak ile arkasından geçen sinir arasındaki boşluk dolmadığından sinire ait belirti olmaz. Bu boşluk dolup sinir de baskıya uğradığında, vücudumuzun en önemli organı olan sinirleri koruma alarmı devreye girer ve artık davulun sesi daha çok çıkar, sinirin görevli olduğu kol ya da bacakta, bir hat boyunca şiddetli ağrı duyarız. İşte bu ağrı ninelerimizin “siyatiklerim tuttu” dediği şiddetli bir ağrıdır.

Ağrı ile öncelikle vücudumuzdaki koruyucu reflekslerimiz mücadeleye başlar: sinirin en az baskıya uğradığı pozisyonu bulur ve bu pozisyonda bizi tutmak üzere adaleleri kasar. Bu kasılma uzarsa ayrıca kansız kalan kazılmış adale kaynaklı ağrı duyarız, bu da kasılan adale ile uyumlu bölgesel ağrıdır. Sonuçta önce bel ağrısı şeklinde başlayıp, sonra belde ise bacağa, boyunda ise kola yayılan ağrıya neden olan ve vücudumuzun şeklini refleks olarak bozan bir tablo ortaya çıkar.

Fıtıklanma az ise, sinir etrafındaki aralık geniş ise, basit istirahat ile sinirin kanlanması bozulmadan olay sinir görevlerinde aksama olmadan atlatılır. Sinir üzerindeki bası vücudun koruyucu mekanizmalarının kapasitesini aşıp, sinirin beslenmesine yetecek kadar kanın kılcal damarlardan geçmesine izin vermezse, bu sefer sinirler uykuya yatar ve karşımıza sorunlar çıkarır: Uyuşma ve güç kaybı en sık olarak ortaya çıkan sorunlardır. Bu safhada çözüme ulaşılırsa, oluşan hasarlar geçici olur ve sinir tekrar eski görevini yapar hale gelir. Aksine olay uzarsa, kansızlık sinirin iç yapısını geri dönülmez düzeyde bozar ve hasar kalıcı olur. Örneğin ayak bileği düşmüşse, artık ameliyatla basıyı kaldırsak da hasar kalıcı olur.

Leave a Comment